23 Ekim 2014 Perşembe
 
 

   Form
Türkiye Milli Pediatri Derneği
Ankara Cinnah Caddesi
35/6 Çankaya / Ankara, Türkiye
Tel: 0 312 438 19 34
Faks: 0 312 438 19 35
E-mail: info@millipediatri.org


  Ek Besinlere Geçiş Dönemi
(04.06.2009 21:46:52)

Prof. Dr. Ayşegül Tokatlı
Pediatri Profesörü, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Beslenme-Metabolizma Ünitesi

Yaşamda beslenme ile ilgili üç geçiş dönemi vardır; anne karnındaki  beslenmeden  sütle beslenmeye geçiş, süt dışındaki besinlerle karşılaşma ve erişkin tipi beslenmeye geçiş. Ek besinlere geçiş yarı katı ve katı gıdaların bebeğe verildiği, tek başına anne sütü ile beslenme döneminin bitişi anlamına gelen bir süreci tanımlar. Anne sütünden mahrum olan hazır mama ile beslenen bebekler içinse bu süreç mama dışındaki yarı-katı, katı gıdalarla  tanışma ile başlar.

Ek besinlere geçiş döneminde bebek anne sütü ile beslenmeye devam etmektedir. Bu dönemde anne sütünün bileşiminde değişiklikler olmakta, günlük salınım miktarı da değişmektedir.  Bütün bu niteliksel ve niceliksel değişikliklere karşın  besin ögeleri yanı sıra büyüme faktörleri, bağışıklık sistemini  destekleyen yapıları,  bebeğin beyin gelişimini destekleyen  yapıları  içeren anne sütüne bu dönemde de devam edilmelidir.

Ek besinlere geçiş: Neden?

Bebeğin ilk altı ay tüm gereksinimlerini karşılayan anne sütü bu aydan itibaren bebeğin gereksinimlerini karşılayamaz. Belki protein gereksinimini karşılayabilen anne sütünün sağladığı  enerji gereksinimin gerisindedir. Araştırmalar 0-3 ayda yüksek olan enerji gereksiniminin 3-6. aylar arasında azaldığını, azda olsa bu azalmanın 9-10. aya kadar devam ettiğini, daha sonra tekrar arttığını göstermektedir. Enerji gereksiniminin göreceli olarak azaldığı aylarda büyüme yavaşlamıştır, henüz yoğun fiziksel aktivite de yoktur. Ama artan vücut ağırlığı nedeni ile gereksinim duyulan toplam enerji, tüketilebilen anne sütü hacmi ile karşılanamaz. Üstelik yaşamın ilk aylarında en önemli enerji kaynağı yağlardır ve yağların depolanması  düşük enerji harcamasını gerekirken,  sonraki dönemde önemli enerji kaynağı olan karbohidratlar vücutta yağa çevrilerek depolanır. Bu olay ciddi enerji harcamasını gerektirir, alınan enerjinin  bir kısmı da böyle harcanır. 

Enerji gereksinimi yanı sıra diğer bazı besinlere olan gereksinimin de örneğin demir gereksiniminin karşılanması için ek besinler gerekir. Anne karnındaki  dönemin son üç ayında dolan bebeğin demir depoları ilk 5-6 ayda  tükenmiş, anne sütü ile sağlanan demirin ötesinde demir gereksinimi belirmiştir.

Bütün bu nedenlerle bebeğin anne sütü yanında başka besinlere gereksinimi vardır, bebeğin fizyolojik gelişimine uygun ek gıdalara  başlanmalıdır.  Ancak anne sütüne bu dönemde de devam edilmelidir.

Ek besinlere geçiş: Ne zaman?

Ek besinler geçiş zamanını bebeğin sindirim sisteminin ve metabolik işlevlerinin gelişim derecesi ile nörolojik ve psikososyal gelişimi belirler.

Sindirim  işlevler doğumda farklı düzeydedir, ilk yaş içinde giderek artar ve yeterli düzeye ancak erişir.  Bebeğin sinir sisteminin gelişimi ek gıdalara başlama yaşını belirleyen faktörlerdendir. İlk 3-4 ay bebeğin emerek beslenme dönemidir. Bu sürede yutma refleksi zayıftır, kaşıkla verilenleri çıkarma eğilimindedir. Bebek 4-6 ayda yarı katı gıdaları ağız boşluğunun arka tarafına aktarmayı ve yutmayı başarır.  Baş ve boynun kontrolünün tamamlanması, el-göz koordinasyonunun gelişmesi, bebeğin anne ve çevre ile ilişkiye geçmesi, oturmaya başlaması, çiğneme ve yutma koordinasyonunun gelişmesi ek besinlere başlanabilmesi için aşılması gerekli gelişim basamaklarıdır. Bütün bu nedenlerle ek besinlere başlama yaşı 6 ay civarıdır.  Zaten tek başına anne sütü, bebek D vitamini ile desteklendiği takdirde, ilk 6 ay bebeğin tüm gereksinimlerini  karşılamaktadır.

Ek besinlere başlamada gecikme enerji ve demir sağlamada yetersizliğe neden olurken yarı-katı ve katı gıdalara erken başlanmasının da yaratacağı olumsuzluklar vardır.  Katı gıdalara önerilenden erken başlanması  anne sütünün alımını kısıtlar ve proteinlerin günlük enerjiye olan katkısı azalır. Bu da büyüme hızını etkileyecektir. Bunun ötesinde ek besinlere erken başlanması allerjik hastalıkların ve özellikle de  besin allerjilerinin görülme sıklığını arttırır.  Barsaklar yaşamın ilk 4-6 ayında büyük moleküllere geçirgendir. Bu geçirgenliği arttıran araya giren ishalli hastalıklar  besin allerjisi gelişimini arttırır.  Katı besinlere erken başlanmasının aşırı  böbrek solid yüklenmesi ve obsite riskleri de vardır.

Ek besinlere geçiş: Ne  verilecek? 

Bu  dönemde ne tür besinler verileceği kültüre, yaşanılan coğrafi şartlara, ailenin sosyoekonomik-kültürel durumuna, alışkanlıklarına kadar çok değişik şartlardan etkilenir.  Ancak verilen her gıdanın  olumsuz etkileri bilinen tarımsal ilaçların  kalıntıları ve hormon gibi maddeleri bulundurmaması gerekir. Bu  dönemde bebeklerin mide kapasiteleri, dolayısı ile öğünde alacakları miktarlar kısıtlıdır. Az miktarda besin ile verilmek istenen enerjiye ulaşılması gerekir. Bu nedenle ek gıdalar enerji yoğun besinlerden seçilmelidir.  Pek çok ülkede ilk başlanan ek gıda meyve sularıdır. Bu aylarda başlanması önerilen meyve suyu ve daha sonra meyve püreleri kalori, mineral ve vitamin bakımından bebeği destekler.  Ancak fazla miktarda meyve suyu iştahı azaltacağı için verilmemelidir. Sütlü unlu mamalar ve yoğurt anne sütü yanında bebeğe ilk verilecek ek gıdalar olmalıdır. Sütlü unlu mamalar hazırlanırken buğday unu dışındaki  allerjik özellikleri daha az olan tahıl unları tercih edilmelidir. Pirinç unu bu özelliği nedeni ile sıklıkla kullanılır.  Önceleri sulu muhallebi şeklinde hazırlanarak bebeğe sunulan mamaların yoğunluğu daha sonra giderek arttırılır.  Tahıl mamalarının süt ile hazırlanması bitkisel proteinlerdeki bazı  eksikliklerinin hayvansal kaynaklı proteinlerle giderilmesine olanak verir. Ailenin sosyo-ekonomik durumu elverdiğinde  hazır “devam mamaları” evde hazırlanan sütlü unlu mamalar yerine verilebilir.

Demir içeriği yüksek sebzelerden bebek için hazırlanan sebze çorbaları 6-8 ayda bebeğin diyetine eklenmelidir.  Çorbalar hazırlanırken eklenecek yağ  artık anne sütü ile karşılanamayan  enerji gereksiniminin karşılanmasına yardımcı olur. Bu aylarda enerji gereksiniminin % 25-30 kadarı yağlardan karşılanmalıdır.  Ayrıca  bazı yağ asitleri büyüme için  gereklidir ve bu nedenle diyete eklenecek yağlar bu yağ asitlerinin kaynağı olan  bitkisel yağlar olmalıdır.  Gerektiğinde hazırlanan sütlü unlu mamalara eklenecek  yağlar  mamanın enerji içeriğini arttırır. Referans protein olarak kabul edilen yumurta sarısı katı pişmiş halde bu aylarda verilmeye  başlanabilir. Azdan başlanarak 8-10 günde tam yumurta sarısına erişilir.  Önerilen diyette haftada 2-3 yumurta sarısı verilmesidir.

Dana eti, balık ve tavuk eti gibi protein kaynaklarının diyete eklenmesi 7-8nci aylarda olmalıdır. Et başta protein olmak üzere demir, çinko gibi mineralleri de sağlar. Başlangıçta sebze çorbalarına eklenen kıyma şeklinde  tüketilen et, daha sonraki aylarda, çiğnemeyi öğrenen bebeğe köfte şeklinde sunulabilir.  7-9ncu aylarda  pilav, makarna, ekmek gibi

nişastalı besinler verilmeye başlanabilir. Erken dönemde hazırlanan çorbalara eklenen baklagiller daha sonraki aylarda uygun şekilde hazırlanmış olarak diyete eklenebilir.

Dokuz-12 aylar  aile sofrası için hazırlanmış yiyeceklerden bebek için uygun olanların  seçilerek bebeğe  verilebileceği aylardır.  Anne evdeki yiyeceklerden uygun olanlarla bebeğini ideal besleyebilir. Özellikle geleneksel Türk mutfağının tarhana çorbası, dolma gibi yemekleri bebeğin beslenmesi için  idealdir. Anne bu besinlerle bebeğini iyi besleyebileceğini bilmeli, anne ekonomik bir şekilde bebeğini iyi beslediğinin huzurunu yaşamalıdır.  Bebeğin aile sofrası için hazırlanan besinlerle beslenmesi anneye bebeğin eğitimi ve diğer ev işleri için vakit kazandıracaktır.  Bu aylarda çocuk aile sofrasına  oturtulmalı, kendisini beslemesi için ona fırsat verilmelidir.

Ek besinlere geçiş: Nelere dikkat edilecek?

Ek besinler geçiş döneminde annenin uyarılması gerekli bazı konular vardır.Bu önerilere uyulması dönemin sorunsuz geçmesini sağlayacaktır.

-İlk kez denenecek besinler haftada bir çeşit olacak şekilde başlanmalıdır. Bebeğin yeni besinlere alışması için zaman tanınmasının yanı sıra istenmeyen bir reaksiyon geliştiğinde hangi yiyecekten olduğu bu yolla kolayca saptanabilir.

-İlk kez denenen besin tek öğün olarak ve çok az miktarlarda verilmeye başlanmalı, bebeğin alımına uygun olarak  miktar ve öğün sayısı arttırılmalıdır.

-İlk kez denenecek  besinler bebeğe açken verilmeli, bebek almazsa zorlanmamalı, bir süre geçtikten sonra denenmelidir.

-Tüm besinler kaşık ile verilmelidir.

-Bebeğe verilecek yiyecekler doğal ve taze ürünler  kullanılarak  hazırlanmalı, konserve, dondurulmuş yiyecekler, katkı maddeli hazır besinler verilmemelidir. Hazırlanan yiyecekler uzun süre oda ısısında bekletilmemelidir.

-Gıda hijyenine uyularak hazırlanan yiyeceklerin hazırlanmasında kullanılan su kaynatılmalı,  gereçler kaynatılarak temizlenecek türden seçilmelidir.

-Besinler hazırlanmadan ve bebek beslenmeden önce eller mutlaka yıkanmalıdır.

Ek besinlere geçiş: Ne sorunlar olabilir?

Ek besinlere geçiş döneminde karşılaşılan en önemli sorun  zamanlamanın yanlış olmasından kaynaklanmaktadır. İshal başta olmak üzere enfeksiyonlar da  bu dönemde en çok karşılaşılan sorunlardır. Bebeğin anne karnındaki dönemde anneden sağladığı pasif bağışıklık bu dönemde artık koruma sağlamamaktadır, enfeksiyonlardan bebeği koruyan anne sütü tüketimi de azalmıştır.  Ek besinlerin hazırlanış, saklanış ve bebeğe sunuş aşamasında kontamine olması halinde korumasız olan bebekte kolaylıkla ishal gelişir. Enfeksiyonlar gerek iştahı azaltarak  alımın kısıtlanmasına, gerek  yıkım nedeni ile kullanımın artmasına yol açarak çocuğun enerji ve protein bakımından negatif dengeye  girmesine neden olur ve enfeksiyon-malnütrisyon  kısır döngüsü gelişebilir.   Verilen ek besinlerin yetersizliği de ciddi sorunlara yol açabilir. Sık geçirilen enfeksiyonlar, diyete inek sütünün eklenmesi, ek besinlere geç başlanması gibi olaylar bu dönemde demir eksikliği anemisinin sık gelişmesinin nedenleridir. Özetle çevre koşulları ve sosyo-ekonomik koşulların yetersizliğinde  ek besinlere geçiş  dönemi bebeğin yaşamda kalma savaşı verdiği dönemdir.

Ek besinlere geçiş dönemi gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde  bebek ölümlerinin ve hastalık gelişiminin  en yüksek olduğu dönemdir. Bu dönemde bebeğin büyümesinin izlenmesi son derece önemlidir. Büyüme eğrisindeki küçük bir sapma dahi hekimi ve anneyi gelecekteki büyük tehlikelere karşı uyarır. Ek besinlere geçişte bazı kurallara uyulmadığı takdirde çeşitli organik nedenli sorunların yanında bazı psikososyal sorunların da gelişebileceği bir dönemdir. Annenin bebek doyduğu halde ek besin vermekteki ısrarı, bebeğin istemediği besinleri vermek için yaptığı zorlama gibi nedenler bebek-anne ilişkisinde zedelenme yaratabilir. İştahsızlık, kusma, bunların sonucunda yetersiz kilo alımı anne ile bebek arasındaki beslenme ilişkisinin bozulmasından kaynaklanabilen ciddi sonuçlar yaratabilen olaylardır. Bu tür sorunların gelişmemesi için anneye bebeğini beslerken acele etmemesini, ısrarcı olmamasını öğütlemek gerekir.

 
   Anket
Web sayfasını nasıl buldunuz?



 
  LookUs & Online Makale