Araştırmaya katılan ergenlerin cezaevine girmeden önce yaşadıkları yer ya da bireyler incelendiğinde, ergenlerin %78.7 gibi büyük oranının ailesiyle, %5.8’inin sokakta, %5.3’ünün akrabalarıyla, %1.8’inin yetiştirme yurdunda kaldığı saptanmıştır.
Aydın ve arkadaşlarının Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü’ne gelen/getirilen çocuk ve ergenler üzerinde yaptıkları çalışma sonucunda, ergenlerin %80.3’ünün ailesiyle, %2.1’inin sokakta, %0.5’inin yetiştirme yurdunda yaşadığı, Yakışıklı’nın yaptığı çalışmada, %64.0’ının ailesiyle, %4.8’inin akrabalarıyla, %1.6’sının yetiştirme yurdunda yaşadığı, Alagöz’ün İstanbul ili içerisindeki dört ceza ve tutukevinde yaptığı çalışmada, %68.6’sının öz anne ve babası ile birlikte yaşadığı, %30.7’sinin anne ve babasından birinin ya da her ikisinin öldüğü, %0.7’sinin anne ve babasından ayrı yaşadığı, Keklikkıran’ın yaptığı çalışmada, %15.0’ının annesi ya da babasının öldüğü, Küçüker’in yaptığı çalışmada, %26.4’ünün anne ya da babanın ölümü, boşanma gibi nedenlerden dolayı parçalanmış aileye sahip olduğu, Özen ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada, %14.4’ünün anne ya da babasının öldüğü, %95.0’ının ailesiyle, %5.0’ının ise akraba, işyeri, sokak gibi yerlerde ailesinden ayrı yaşadığı bildirilmiştir (1,2,5,7,8,9).
Yaptığımız çalışma sonucunda cezaevinde kalan ergenlerin cezaevine girmeden önce yaşadıkları yer ya da bireyler yapılmış olan diğer çalışmalarla karşılaştırıldığında, ergenlerin büyük çoğunluğunun aileleriyle birlikte yaşadığı saptanmış, bu sonuç yapılan çalışmalarla uyumlu bulunmuştur. Ergenlerin büyük çoğunluğunun ailesiyle yaşıyor olması, anne ve babanın varlığının ergenlerin suça yönelmelerinde önleyici bir etkisinin olmadığını düşündürmektedir. Elde edilen bu sonuç bize anne ve babanın fiziki varlığının yanında çocuklarının gözetim, denetim, eğitim ve toplumsallaşmalarında önemli yeri olduğu düşüncesini kanıtlar niteliktedir.
Ergenlerin cezaevine girmeden önce ne yaptıkları incelendiğinde, ergenlerin %73.4’ünün ücretli bir işte ya da babasının yanında çalıştığı, %26.3’ünün okula devam ettiği, %6.1’inin boşta gezdiği belirlenmiştir. Germeç yaptığı çalışmada ergenlerin %68.0’ının, Özen ve arkadaşları yaptığı çalışmada, %52.7’sinin bir işte çalıştığını bildirmiştir (4,7). Günay’ın belirttiğine göre ise ıslahevine giren ergenlerin %80-83’ü çalışan (sokakta ve informal sektörde çalışanlar dahil), %10-12’si işsiz, %6.9’u öğrencidir (10).
Yaptığımız çalışma ve bildirilmiş olan çalışmaların sonucunda, ergenlerin yarıdan fazla oranının bir işte çalıştığı saptanmıştır. Bu durum, ailelerinin maddi durumlarının kötü olması nedeni ile, ergenlerin aile geçimine katkı sağlamak için bir işte çalışmaya gereksinim duymaları ile açıklanabilir. Ergenlerin küçük yaşlarda uygunsuz işte çalışmaları ergenlerin fiziksel ve psikososyal gelişimlerini olumsuz etkileyebilmektedir. Ergenler işte çalışabilmek için öğrenimlerini yarıda bırakmak zorunda kalırlar. Bunun sonucunda hem eğitimlerini tamamlayamamış hem de okulun denetleyici ve sosyalleştirici etkilerinden uzak kalmış olurlar. Ayrıca ergenler aile denetiminden uzak, kendilerini geleceğe hazırlamayan işlerde çalışmaktadırlar. Bu da onları bağımlılık yapıcı madde kullanımı gibi olumsuz çevre koşullarıyla karşı karşıya getirebilmektedir.
Araştırmaya katılan ergenlerin ailelerinin bağımlılık yapıcı madde kullanma durumları incelendiğinde, ergenlerin %53.9’unun ailesinde bağımlılık yapıcı maddeler kullanılmadığı, %46.1’inin ailesinde bağımlılık yapıcı maddeler kullanıldığı, %76.6’sının babasının, %28.0’ının kardeşinin, %22.3’ünün annesinin bağımlılık yapıcı maddeler kullandığı, kullanılan maddelerin %88.6’sının sigara, %14.3’ünün esrar, %12.0’ının alkol olduğu belirlenmiştir.
Yavuzer çalışmasında, ergenlerin %59.0’ının ailesinde alkol kullananların olmadığını, %41.0’ında alkol kullananların olduğunu, Küçüker çalışmasında %87.8’inin ailesinde alkol kullananların olduğunu, %12.2’sinin ailesinde alkol kullananların olmadığını bildirmiştir (1,3). Çalışmamızda, ergenlerin ailelerinin alkol kullanma oranı bildirilen çalışmalardan düşük bulunmuştur. Buna karşın yaptığımız çalışmada ergenlerin ailelerinin esrar kullanımının, alkol kullanımından yüksek bulunması dikkat çekicidir.
Araştırmaya katılan ergenlerin bağımlılık yapıcı madde kullanıp kullanmadıkları incelendiğinde, ergenlerin %15.3’ü madde kullanmadığını, %84.7 gibi büyük bir oranı ise bağımlılık yapıcı madde kullandığını ifade ederken, %97.5’i sigara, %42.2’si esrar, %39.4’ü alkol, %12.7’si tiner, %8.1’i kokain, %6.5’i bali, %2.5’i hap kullandığını ifade etmiştir.
Aydın ve arkadaşlarının çalışmasında, ergenlerin %54.9’unun madde kullanmadığı, %45.1’inin madde kullandığı, Küçüker’in çalışmasında, %68.0’ının madde kullanmadığı, %32.0’ının madde kullandığı, madde kullanan ergenlerin %64.0’ının alkol, %12.0’ının alkol ve tiner, %21.0’ının alkol, tiner ve hap, %3.0’ının esrar kullandığı, Özen ve arkadaşlarının çalışmasında ise, %36.4’ünün sigara, %3.6’sının uçucu madde kullandığı belirtilmiştir (1,7,9).
Yaptığımız çalışmada, ergenlerin bağımlılık yapıcı madde kullanım oranı bildirilen çalışmalardan yüksek bulunmuştur. Özellikle esrar, kokain gibi bağımlılık yapıcı maddelerin diğer çalışmalarda bildirilen oranlara göre çok daha fazla kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu durum, çalışma grubumuzu oluşturan ergenlerin büyük çoğunluğunun İstanbul’da yaşaması ve bu maddelerin diğer illere oranla burada daha kolay elde edilebilir olması ile açıklanabilir.
Ergenlerin kullandıkları bağımlılık yapıcı maddelerin ilk kullanım yaşları incelendiğinde, bağımlılık yapıcı maddeleri kullanan ergenlerin %56.7’sinin sigarayı, %26.8’inin alkolü, %41.5’inin tineri, %15.4’ünün kokaini, %27.8’inin esrarı, %28.6’sının baliyi, %100.0’ının hapı ilk kullanım yaşı 6-11 yaş iken, %43.3’ünün sigarayı, %73.2’sinin alkolü, %58.5’inin tineri, %84.6’sının kokaini, %72.2’sinin esrarı, %71.4’ünün baliyi ilk kullanım yaşının 12 yaş ve üzeri olduğu saptanmıştır.
Aydın ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada, bağımlılık yapıcı madde kullanan ergenlerin yaş gruplarına göre kullandıkları maddeler incelendiğinde, ergenlerin %1.1’inin 11 yaş ve altında sigara, %40.2’sinin 12-15 yaşında sigara, %13.8’inin 12-15 yaşında sigara ve alkol, %1.1’inin 12-15 yaşında sigara ve uçucu madde, %3.4’ünün 12-15 yaşında sigara, alkol ve uçucu madde, %28.7’sinin 16-18 yaşında sigara, %1.1’inin 16-18 yaşında alkol, %5.7’sinin 16-18 yaşında sigara ve alkol, %4.6’sının 16-18 yaşında sigara, alkol ve uçucu madde kullandığı belirtilmiştir (9).
Yaptığımız çalışmada, ergenlerin kullandıkları bağımlılık yapıcı maddelerin ilk kullanım yaşları yapılmış olan diğer çalışmayla karşılaştırıldığında, çalışmamızda 6-11 yaş arasında bağımlılık yapıcı madde kullanımının diğer çalışmaya göre çok yüksek olduğu tespit edilmiştir. Aydın ve arkadaşlarının araştırmasında 11 yaş ve altında %1.1 gibi küçük bir oranın sadece sigara kullandığı, bu yaş grubunda başka bağımlılık yapıcı maddelerin kullanılmadığı gözlenmiştir. Bizim çalışmamızda ise, sigara kullandığını ifade edenlerin yarıdan fazlasının, tiner kullandığını ifade edenlerin yarıya yakın oranının, hap kullandığını ifade edenlerin tamamının bu maddeleri ilk kullanım yaşlarının 6-11 yaş grubu olduğu görülmektedir.
Ergenlerin kullandıkları bağımlılık yapıcı maddelerin tüketim sıklığı incelendiğinde, sigara kullandığını ifade edenlerin %92.4’ü, alkol kullandığını ifade edenlerin %40.9’u, tiner kullandığını ifade edenlerin %70.7’si, kokain kullandığını ifade edenlerin %34.6’sı, esrar kullandığını ifade edenlerin %61.8’i, bali kullandığını ifade edenlerin %76.2’si, hap kullandığını ifade edenlerin %37.5’i bu maddeleri her gün kullandığını ifade etmiştir.
Çalışmamız sonucu, ergenlerin kullandığı sigara, tiner, esrar ve bali gibi bağımlılık yapıcı maddelerin büyük oranlarda ergenler tarafından her gün kullanıldığı tespit edilmiştir. Bağımlılık yapıcı maddelerin ergenler tarafından her gün tüketilmesi hem ergen sağlığını olumsuz etkileyebilir hem de ergenler bu maddeleri satın almak amacıyla para bulmak için hırsızlık, gasp gibi yasadışı işlere yönelebilirler. Ayrıca tiner, esrar ve bali gibi bağımlılık yapıcı maddelerin kullanılması, fiziksel kontrolü değerlendirme yeteneğini azaltarak da ergenlerin suça yönelmesine neden olabilir.
Cezaevinde kalan ergenlerin bu kurumda bulundukları sürece sağlıklarını korumaya ve geliştirmeye yönelik eğitim alma durumları incelendiğinde, ergenlerin %77.6 gibi büyük bir oranının eğitim almadığı, sadece %22.4’ünün eğitim aldığı, eğitim alan ergenlerin %90.6’sının özel bir vakıftan, %9.4’ünün kurum öğretmenlerinden eğitim aldığı, eğitim konularının %78.8’inin ilk yardım, %11.8’inin ağız ve diş sağlığı, %9.4’ünün temizlik gibi konular olduğu saptanmıştır. Germeç çalışmasında, ergenlerin %58.0’ının ıslahevinde eğitim aldığını, %42.0’ının eğitim almadığını bildirmiştir (4). Yaptığımız çalışmada eğitim alan ergenlerin oranı, bildirilen diğer çalışmadaki orana göre düşük bulunmuştur. Çalışmamızda eğitim alan ergenlerin oranının düşük bulunmasının nedeni, ergenlerin bu kurumda aldıkları her türlü eğitimin değil sadece sağlık ile ilgili konularda aldıkları eğitimin değerlendirilmesidir.
Çalışmamız sonucunda, ergenlerin büyük çoğunluğunun sağlıkla ilgili bir konuda eğitim almamış olması, bizlere sağlık eğitiminin de içinde yer aldığı koruyucu sağlık hizmetlerinin cezaevlerinde iyi uygulanmadığını göstermektedir. Oysaki bireylerin sağlığını korumak, hastalık oluşmadan engellemek tedavi etmekten daha kolay, daha ucuz ve etkindir. Sağlık eğitimi veren kişilerin büyük çoğunluğunun kurum dışında özel bir vakıf olması, eğitim veren kişiler arasında sağlık personelinin bulunmaması cezaevinde yetersiz sayıda çalışan sağlık personelini düşündürmektedir. Ayrıca verilen eğitim konularının önemli konular olduğu fakat özellikle önemli bir yaşam dönemi olan ergenlik döneminde, ergenlere fiziksel büyüme, psikososyal ve psikoseksüel gelişme, kendi sağlığının önemini bilme, bulaşıcı hastalıklardan korunma, sigara, alkol gibi bağımlılık yapıcı maddelerin kullanılması gibi konularda da eğitimin verilmesi ergen sağlığı için gereklidir.
|