HP-12 | İstanbul H tipi cezaevinde kalan ergenlerin öyküye bağlı bağımlılık yapıcı madde kullanım sıklığı

Öztürk Özlem, Ocakcı Ayşe, Tatoğlu Nilüfer, Topan Aysel
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı, Zonguldak

GİRİŞ-AMAÇ

Toplumun en önemli unsuru olan insan, doğumundan ölümüne kadar gelişimini çocukluk, ergenlik, erişkinlik ve yaşlılık gibi belli dönemler içinde sürdürmektedir. Her dönem bir önceki dönemin etkisinde oluşmakta, dönemlerin birinden diğerine geçiş yalnız biyolojik gelişme şeklinde olmayıp, psikolojik, sosyal ve kültürel etkenlerin de etkilediği bir süreç içinde gerçekleşmektedir (1).

Alagöz’ün Baymur’dan aktardığına göre, ergenlik çocukluk ile yetişkinlik arasında uzanan ve 13-20 yaş arasını kapsayan bir geçiş dönemidir (2). Yavuzer’e göre 11-20 yaş dilimleri arasındaki ergenlik dönemi, kişiliğin toplumsal nitelik kazandığı bir arayış dönemidir. Bu arayış içinde ergen, kim olduğunu, neye değer vereceğini, kime bağlanıp inanacağını, amacını bulmaya çalışır. Ergen bu dönemde toplumsallaşmayı, grup ve toplum normlarına uymayı öğrenir (3). Bireyin, ergenlik dönemini en az sarsıntı ile atlatması, sağlıklı tamamlaması ergenlik döneminde ve gelecekte suça yönelme olasılığını azaltır. Ergenlik dönemindeki hızlı bedensel ve ruhsal gelişmeler, yanlış eğitim, baskıcı disiplin yöntemleri, ekonomik bunalımlar, ailede suçlu birey örnekleri, kalabalık ev halkı, düşük sosyal düzey, bağımlılık yapıcı madde kullanımı ergeni suça iten nedenler arasında en önemlileridir (4).

Türkiye’de ergen suçluluğu, 1930’lu yıllar ve 2. Dünya savaşından sonra artış göstermiştir. Yapılan istatistikler, 21 yaşından küçük olan suçlu oranını 1936’da %23, 1938’de %24.5, 1940’ta %27.5, 1941 ve 1942’de %32.7 olarak göstermektedir. 1997 yılı ilk altı aylık dönemde suçlu olarak güvenlik birimlerine gelen 14065 çocuk ve ergenin, 13060’ı (%93) 12-19 yaş arası ergenlik dönemi suçlusudur. İzmir Çocuk Mahkemesinin verilerine göre, Türkiye genelinde 11-15 yaş arası yargılanan ergen suçlu sayısı 1994 yılında 67240 iken, 2003 yılında 124620’ye ulaşmıştır (1,3,5,6).

Ergen suçluluğu, yasal düzenlemelere karşın ülkemizin gelişen ve değişen toplumsal değerlerinde bir özür olarak güncelliğini korumaktadır. Yapılan araştırmalar, suç işleyen ergenleri cezaevlerine koymanın işlenen suçları azaltmakta kesin çözüm olmadığını göstermektedir. Cezaevinde kalan ergenler suçluluğun, yanlış davranmış olmanın ezikliği ile birey olarak topluma yeniden katılmak yerine, suça yönelebilmektedirler.

Türk toplumu genç nüfuzlu bir toplumdur. Toplumun geleceği açısından gösterdiği önem nedeniyle ülkemizde, ergen suçluluğu, ergen suçluluğunun nedenleri ve suçluluğun önlenmesi konularında hukukçular, toplumbilimciler, eğitimciler ve yöneticiler kendi alanları yönünden araştırmalar yaparak kendi açılarından sonuçlara varmışlardır. Ancak suçlu ergenlerin fiziksel ve duygusal sağlıklarını geliştirmede, yaşam kalitelerini artırmada yeri olan birinci basamak sağlık hizmetleri uygulayan sağlık çalışanlarının suçlu ergenler ile ilgili yaptıkları araştırmalar yok denilecek kadar azdır (4).

Cezaevlerinde çalışan sağlık personelinin burada bulunan ergenlere fiziksel büyüme, psikososyal ve psikoseksüel gelişme, kendi sağlığının önemini bilme, bulaşıcı hastalıklardan korunma, sigara, alkol ve bağımlılık yapıcı diğer maddelerden uzak durma, sağlıklı beslenme gibi konularda eğitim vererek ve ergenlerin kimlik gelişimlerini olumlu yönde etkileyerek topluma kazandırılmalarında önemli rolü olacaktır. Bu nedenle bu çalışma İstanbul H tipi Cezaevinde kalan ergenlerin öyküye bağlı bağımlılık yapıcı madde kullanım sıklığını belirlemek amacıyla yapılmıştır.


YÖNTEM-GEREÇLER

ARAŞTIRMANIN TİPİ

Araştırma, tanımlayıcı bir çalışmadır.

ARAŞTIRMANIN EVRENİ VE ÖRNEK SEÇİMİ

16 Aralık 2004-5 Ocak 2005 tarihleri arasında İstanbul H Tipi Cezaevinde bulunan ergenler çalışmanın evrenini oluşturmaktadır.

Araştırma, 16 Aralık 2004-5 Ocak 2005 tarihleri arasında İstanbul H Tipi Cezaevinde bulunan 416 ergenden, araştırmaya katılmayı kabul eden 380’inin katılımı ile gerçekleştirildi. Araştırmaya katılmayı kabul etmeyen, araştırmanın yapıldığı tarihlerde mahkemesi olan ya da hastanede bulunan 36 ergen çalışma dışında bırakıldı. Araştırmaya katılım oranı %91.3’dür.

VERİLERİN TOPLANMASI

Hazırlanan anket formunun ön uygulaması, benzer sosyodemografik özelliklere ve koşullara sahip 18 ergenin bulunduğu Zonguldak Beycuma B Tipi Cezaevi’nde 10.12.2004 tarihinde araştırmaya katılmayı kabul eden 14 ergenin katılımı ile gerçekleştirildi. Ön uygulama sonrasında, ergenler tarafından anlaşılmayan, eksik ve yanlış olan anket soruları gerekli düzenlemeler yapılarak, anket formu yeniden oluşturuldu.

Çalışmanın yürütüleceği kurumların bağlı bulundukları Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne yazılı izin başvurusu yapıldı. 07.12.2004 tarih ve 085504 sayılı karar ile ön uygulamanın 09-15 Aralık 2004 tarihleri arasında Zonguldak Beycuma B Tipi Cezaevi’nde, uygulamanın 16 Aralık 2004-5 Ocak 2005 tarihlerinde İstanbul H Tipi Cezaevi’nde uygulanmasına izin verildi.

İstanbul H Tipi Cezaevi’ndeki veri toplama, 27-30 Aralık 2004 tarihleri arasında yüz yüze görüşme tekniği ile gerçekleştirildi. Araştırma grubunda yer alan ergenler görüşme öncesi çalışma konusunda bilgilendirildi. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden alınan yazılı izinde belirtilen koşullar doğrultusunda ergenlerin işledikleri suçlar ergenlere sorulmadı ve buna yönelik veri toplanmadı.

VERİLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Araştırmada elde edilen veriler SPSS for Windows 11.0 paket programında analiz edilmiştir.


BULGULAR

Araştırmaya katılan ergenlerin yaş dağılımı incelendiğinde, ergenlerin %90.0 (n=342) gibi büyük bir oranını 15-17 yaş grubu (orta ergenlik dönemi) oluştururken, %10.0’ını (n=38) ise 12-14 yaş grubu (erken ergenlik dönemi) oluşturmaktadır.

Araştırmaya katılan ergenlerin cezaevine girmeden önce yaşadığı yer ya da bireylere göre dağılımı incelendiğinde, ergenlerin %78.7 (n=299) gibi büyük bir oranı ailesiyle, %5.8’i (n=22) sokakta, %5.3’ü (n=20) akrabalarıyla, %5.0’ı (n=19) arkadaşlarıyla, %3.4’ü (n=13) kendisi ayrı bir evde, %1.8’i (n=7) yetiştirme yurdunda yaşadığını ifade etmiştir.

Araştırmaya katılan ergenlerin maddi durumlarına göre dağılımı incelendiğinde, ergenlerin %46.1’i (n=175) gelirlerinin giderlerini karşıladığını, %42.6’sı (n=162) gelirlerinin giderlerinden az olduğunu, %9.2’si (n=35) gelirlerinin giderlerinden fazla olduğunu, %2.1’i (n=8) ise maddi durumlarını bilmediklerini ifade etmişlerdir.

Araştırmaya katılan ergenlerin cezaevine girmeden önce ne yaptıklarına göre dağılımı incelendiğinde, ergenler bu soruya bir ya da birden fazla seçenek işaretleyerek yanıt vermişlerdir. Buna göre araştırmaya katılan ergenlerin %73.4’ü (n=279) ücretli bir işte ya da babasının yanında çalıştığını, %26.3’ü (n=100) okula devam ettiğini, %6.1’i (n=23) boşta gezdiğini, %2.9’u (n=11) ise suç işlediğini ifade etmiştir.

Araştırmaya katılan ergenlerin eğitim düzeyleri incelendiğinde, ergenlerin %11.8’inin (n=45) okuma-yazma bilmediği, %12.4’ünün (n=47) okur-yazar olduğu, %33.4’ünün (n=127) ilkokul mezunu olduğu, %42.4’ünün (n=161) ise ortaokul ve üzerinde eğitim aldığı saptanmıştır.

Araştırmaya katılan ergenlerin, anne ve babalarının tutumları incelendiğinde, ergenlerin %64.0 (n=243) gibi yarıdan fazla oranı annelerinin, %61.0 (n=232) gibi yarıdan fazla oranı babalarının olumsuz tutumlar sergilediklerini ifade ederken, %30.5’i (n=116) annelerinin, %28.7’si (n=109) ise babalarının olumlu bir tutum (benim fikirlerime saygı duyardı) sergilediklerini ifade etmişlerdir.

Araştırmaya katılan ergenlerin en uzun süre ile yaşadıkları illere göre dağılımı incelendiğinde %66.5 (n=253) ile İstanbul ilk sırada yer alırken, %11.7 (n=45) ile Diyarbakır ikinci, %2.0 (n=8) ile Adıyaman üçüncü sırada yer almaktadır.

Araştırmaya katılan ergenlerin uzun süreli fiziksel ya da psikolojik rahatsızlık geçirme durumları incelendiğinde ergenlerin %78.4’ü (n=298) herhangi bir fiziksel ya da psikolojik rahatsızlık geçirmediğini ifade ederken, %21.6’sı (n=82) fiziksel ya da psikolojik rahatsızlık geçirdiğini ifade etmiştir. Rahatsızlık geçirdiğini ifade eden ergenlere rahatsızlıklarının ne olduğu sorulduğunda, ergenlerin %61.0’ı (n=50) ruhsal sıkıntı, %13.5’i (n=11) astım ya da bronşit, %9.8’i (n=8) madde bağımlılığı, %4.9’u (n=4) trafik kazası, %2.4’ü (n=2) menenjit, %2.4’ü (n=2) epilepsi, %2.4’ü (n=2) altını ıslatma, %1.2’si (n=1) silahlı yaralanma, %1.2’si (n=1) tifo, %1.2’si (n=1) şizofreni gibi ifadeler kullanarak rahatsızlık geçirdiklerini belirtmişlerdir.

Araştırmaya katılan ergenlerin suç davranışlarını kimlerle işledikleri incelendiğinde, ergenlerin %35.8’i (n=136) tek başına, %30.5’i (n=116) birden çok arkadaşıyla, %25.5’i (n=97) bir arkadaşıyla, %4.5’i (n=17) aile üyelerinden biriyle suçu işlediğini ifade ederken, %3.7’si (n=14) ise suçu işlemediğini belirtmiştir.

Araştırmaya katılan ergenlere suç işlemelerindeki etkenin ne olduğu sorulduğunda, ergenlerin %54.2 (n=206) gibi yarıdan fazlası arkadaş, %24.7’si (n=94) ekonomik, %8.2’si (n=31) namus, %5.3’ü (n=20) aile, %3.4’ü (n=13) kan davasını etken olarak öne sürerken, %3.7’si (n=14) ise suçu işlemediğini belirtmiştir.

Araştırmaya katılan ergenlerin kendileri ile ilgili düşüncelerinin neler olduğu incelendiğinde, ergenlerin %52.4’ünün (n=199) kendini değerli hissetmediği, %47.6’sının (n=181) kendini değerli hissettiği saptanmıştır. Ergenlerin %40.3’ü (n=153) kendisini sakin, %33.9’u (n=129) açık sözlü, %32.9’u (n=125) çabuk sinirlenip, parlayan, %31.1’i (n=118) içine kapanık, %28.9’u (n=110) sorunları konuşarak çözmeye çalışan %10.0’ı (n=38) sık sık tartışmaya giren, %6.3’ü (n=24) sorunları önemsemeyen bireyler şeklinde tanımlamıştır.

Araştırmaya katılan ergenlerin ailelerinin bağımlılık yapıcı madde kullanma durumlarına göre dağılımı incelendiğinde ergenlerin %53.9’u (n=205) ailelerinde bağımlılık yapıcı madde kullanan olmadığını ifade ederken, %46.1’i (n=175) ailelerinde bağımlılık yapıcı madde kullanan olduğunu ifade etmiştir. Ailelerinde bağımlılık yapıcı madde kullanan olduğunu ifade eden ergenlere bunların kimler olduğu sorulduğunda, ergenlerin %76.6’sı (n=134) babasının, %28.0’ı (n=49) kardeşinin, %22.3’ü (n=39) annesinin, %1.7’si (n=3) diğer aile üyelerinin bağımlılık yapıcı maddeler kullandıklarını belirtmişlerdir. Ailesinin bağımlılık yapıcı maddeler kullandığını ifade eden 175 ergenin %88.6’sı (n=155) ailelerinin sigara, %14.3’ü (n=25) esrar, %12.0’ı (n=21) alkol kullandıklarını ifade etmişlerdir.

Araştırmaya katılan ergenlerin bağımlılık yapıcı madde kullanma durumlarına göre dağılımı incelendiğinde (Tablo 1.) ergenlerin %84.7’si (n=322) bağımlılık yapıcı madde kullandığını, %15.3’ü (n=58) bağımlılık yapıcı madde kullanmadığını ifade etmiştir. Bağımlılık yapıcı madde kullandığını ifade eden ergenlere kullandıkları maddelerin neler olduğu sorulduğunda ergenlerin %97.5’i (n=314) sigara, %42.2’si (n=136) esrar, %39.4’ü (n=127) alkol, %12.7’si (n=41) tiner, %8.1’i (n=26) kokain, %6.5’i (n=21) bali, %2.5’i (n=8) hap kullandıklarını ifade etmişlerdir.

Ergenlerin kullandıkları bağımlılık yapıcı maddelerin ilk kullanım yaşlarına göre dağılımı Tablo 2.’de gösterilmiştir. Buna göre bağımlılık yapıcı maddeler kullandıklarını ifade eden ergenlerin %56.7’sinin (n=178) sigarayı, %26.8’inin (n=34) alkolü, %41.5’inin (n=17) tineri, %15.4’ünün (n=4) kokaini, %27.8’inin (n=38) esrarı, %28.6’sının (n=6) baliyi, %100.0’ının (n=8) hapı ilk kullanım yaşı 6-11 yaş iken, %43.3’ünün (n=136) sigarayı, %73.2’sinin (n=93) alkolü, %58.5’nin (n=24) tineri, %84.6’sının (n=22) kokaini, %72.2’sinin (n=98) esrarı, %71.4’ünün (n=15) baliyi ilk kullanım yaşının 12 yaş ve üzeri olduğu saptanmıştır.

Ergenlerin kullandıkları bağımlılık yapıcı maddelerin tüketim sıklığına göre dağılımı Tablo 3.’de gösterilmiştir. Buna göre sigara kullandığını ifade edenlerin %92.4’ü (n=290), alkol kullandığını ifade edenlerin %40.9’u (n=52), tiner kullandığını ifade edenlerin %70.7’si (n=29), kokain kullandığını ifade edenlerin %34.6’sı (n=9), esrar kullandığını ifade edenlerin %61.8’i (n=84), bali kullandığını ifade edenlerin %76.2’si (n=16), hap kullandığını ifade edenlerin %37.5’i (n=3) bu maddeleri her gün kullandıklarını ifade etmişlerdir.

Araştırmaya katılan ergenlerin cezaevinde bulundukları sürece sağlıklarını korumaya ve geliştirmeye yönelik eğitim alma durumları incelendiğinde ergenlerin %77.6 (n=295) gibi büyük bir oranı sağlıkla ilgili herhangi bir eğitim almadıklarını ifade ederken, sadece %22.4’ü (n=85) sağlıkla ilgili konularda eğitim aldıklarını ifade etmiştir. Eğitim aldığını ifade eden 85 ergenin %90.6’sı (n=77) özel bir vakıftan, %9.4’ü (n=8) kurum öğretmenlerinden eğitim aldığını ifade etmiştir. Ayrıca eğitim aldıklarını ifade eden ergenlerin hangi konularda eğitim aldığı incelendiğinde, 85 ergenin %78.8’i (n=67) ilkyardım, %11.8’i (n=10) ağız ve diş sağlığı, %9.4’ü (n=8) temizlik konularında eğitim aldığını ifade etmiştir.






*: Birden fazla seçenek işaretlenmiştir.
**: % değerleri madde kullanım sayısı olan 322’e göre hesaplanmıştır.











TARTIŞMA

Araştırmaya katılan ergenlerin cezaevine girmeden önce yaşadıkları yer ya da bireyler incelendiğinde, ergenlerin %78.7 gibi büyük oranının ailesiyle, %5.8’inin sokakta, %5.3’ünün akrabalarıyla, %1.8’inin yetiştirme yurdunda kaldığı saptanmıştır.

Aydın ve arkadaşlarının Samsun İl Emniyet Müdürlüğü Çocuk Şube Müdürlüğü’ne gelen/getirilen çocuk ve ergenler üzerinde yaptıkları çalışma sonucunda, ergenlerin %80.3’ünün ailesiyle, %2.1’inin sokakta, %0.5’inin yetiştirme yurdunda yaşadığı, Yakışıklı’nın yaptığı çalışmada, %64.0’ının ailesiyle, %4.8’inin akrabalarıyla, %1.6’sının yetiştirme yurdunda yaşadığı, Alagöz’ün İstanbul ili içerisindeki dört ceza ve tutukevinde yaptığı çalışmada, %68.6’sının öz anne ve babası ile birlikte yaşadığı, %30.7’sinin anne ve babasından birinin ya da her ikisinin öldüğü, %0.7’sinin anne ve babasından ayrı yaşadığı, Keklikkıran’ın yaptığı çalışmada, %15.0’ının annesi ya da babasının öldüğü, Küçüker’in yaptığı çalışmada, %26.4’ünün anne ya da babanın ölümü, boşanma gibi nedenlerden dolayı parçalanmış aileye sahip olduğu, Özen ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada, %14.4’ünün anne ya da babasının öldüğü, %95.0’ının ailesiyle, %5.0’ının ise akraba, işyeri, sokak gibi yerlerde ailesinden ayrı yaşadığı bildirilmiştir (1,2,5,7,8,9).

Yaptığımız çalışma sonucunda cezaevinde kalan ergenlerin cezaevine girmeden önce yaşadıkları yer ya da bireyler yapılmış olan diğer çalışmalarla karşılaştırıldığında, ergenlerin büyük çoğunluğunun aileleriyle birlikte yaşadığı saptanmış, bu sonuç yapılan çalışmalarla uyumlu bulunmuştur. Ergenlerin büyük çoğunluğunun ailesiyle yaşıyor olması, anne ve babanın varlığının ergenlerin suça yönelmelerinde önleyici bir etkisinin olmadığını düşündürmektedir. Elde edilen bu sonuç bize anne ve babanın fiziki varlığının yanında çocuklarının gözetim, denetim, eğitim ve toplumsallaşmalarında önemli yeri olduğu düşüncesini kanıtlar niteliktedir.

Ergenlerin cezaevine girmeden önce ne yaptıkları incelendiğinde, ergenlerin %73.4’ünün ücretli bir işte ya da babasının yanında çalıştığı, %26.3’ünün okula devam ettiği, %6.1’inin boşta gezdiği belirlenmiştir. Germeç yaptığı çalışmada ergenlerin %68.0’ının, Özen ve arkadaşları yaptığı çalışmada, %52.7’sinin bir işte çalıştığını bildirmiştir (4,7). Günay’ın belirttiğine göre ise ıslahevine giren ergenlerin %80-83’ü çalışan (sokakta ve informal sektörde çalışanlar dahil), %10-12’si işsiz, %6.9’u öğrencidir (10).

Yaptığımız çalışma ve bildirilmiş olan çalışmaların sonucunda, ergenlerin yarıdan fazla oranının bir işte çalıştığı saptanmıştır. Bu durum, ailelerinin maddi durumlarının kötü olması nedeni ile, ergenlerin aile geçimine katkı sağlamak için bir işte çalışmaya gereksinim duymaları ile açıklanabilir. Ergenlerin küçük yaşlarda uygunsuz işte çalışmaları ergenlerin fiziksel ve psikososyal gelişimlerini olumsuz etkileyebilmektedir. Ergenler işte çalışabilmek için öğrenimlerini yarıda bırakmak zorunda kalırlar. Bunun sonucunda hem eğitimlerini tamamlayamamış hem de okulun denetleyici ve sosyalleştirici etkilerinden uzak kalmış olurlar. Ayrıca ergenler aile denetiminden uzak, kendilerini geleceğe hazırlamayan işlerde çalışmaktadırlar. Bu da onları bağımlılık yapıcı madde kullanımı gibi olumsuz çevre koşullarıyla karşı karşıya getirebilmektedir.

Araştırmaya katılan ergenlerin ailelerinin bağımlılık yapıcı madde kullanma durumları incelendiğinde, ergenlerin %53.9’unun ailesinde bağımlılık yapıcı maddeler kullanılmadığı, %46.1’inin ailesinde bağımlılık yapıcı maddeler kullanıldığı, %76.6’sının babasının, %28.0’ının kardeşinin, %22.3’ünün annesinin bağımlılık yapıcı maddeler kullandığı, kullanılan maddelerin %88.6’sının sigara, %14.3’ünün esrar, %12.0’ının alkol olduğu belirlenmiştir.

Yavuzer çalışmasında, ergenlerin %59.0’ının ailesinde alkol kullananların olmadığını, %41.0’ında alkol kullananların olduğunu, Küçüker çalışmasında %87.8’inin ailesinde alkol kullananların olduğunu, %12.2’sinin ailesinde alkol kullananların olmadığını bildirmiştir (1,3). Çalışmamızda, ergenlerin ailelerinin alkol kullanma oranı bildirilen çalışmalardan düşük bulunmuştur. Buna karşın yaptığımız çalışmada ergenlerin ailelerinin esrar kullanımının, alkol kullanımından yüksek bulunması dikkat çekicidir.

Araştırmaya katılan ergenlerin bağımlılık yapıcı madde kullanıp kullanmadıkları incelendiğinde, ergenlerin %15.3’ü madde kullanmadığını, %84.7 gibi büyük bir oranı ise bağımlılık yapıcı madde kullandığını ifade ederken, %97.5’i sigara, %42.2’si esrar, %39.4’ü alkol, %12.7’si tiner, %8.1’i kokain, %6.5’i bali, %2.5’i hap kullandığını ifade etmiştir.

Aydın ve arkadaşlarının çalışmasında, ergenlerin %54.9’unun madde kullanmadığı, %45.1’inin madde kullandığı, Küçüker’in çalışmasında, %68.0’ının madde kullanmadığı, %32.0’ının madde kullandığı, madde kullanan ergenlerin %64.0’ının alkol, %12.0’ının alkol ve tiner, %21.0’ının alkol, tiner ve hap, %3.0’ının esrar kullandığı, Özen ve arkadaşlarının çalışmasında ise, %36.4’ünün sigara, %3.6’sının uçucu madde kullandığı belirtilmiştir (1,7,9).

Yaptığımız çalışmada, ergenlerin bağımlılık yapıcı madde kullanım oranı bildirilen çalışmalardan yüksek bulunmuştur. Özellikle esrar, kokain gibi bağımlılık yapıcı maddelerin diğer çalışmalarda bildirilen oranlara göre çok daha fazla kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu durum, çalışma grubumuzu oluşturan ergenlerin büyük çoğunluğunun İstanbul’da yaşaması ve bu maddelerin diğer illere oranla burada daha kolay elde edilebilir olması ile açıklanabilir.

Ergenlerin kullandıkları bağımlılık yapıcı maddelerin ilk kullanım yaşları incelendiğinde, bağımlılık yapıcı maddeleri kullanan ergenlerin %56.7’sinin sigarayı, %26.8’inin alkolü, %41.5’inin tineri, %15.4’ünün kokaini, %27.8’inin esrarı, %28.6’sının baliyi, %100.0’ının hapı ilk kullanım yaşı 6-11 yaş iken, %43.3’ünün sigarayı, %73.2’sinin alkolü, %58.5’inin tineri, %84.6’sının kokaini, %72.2’sinin esrarı, %71.4’ünün baliyi ilk kullanım yaşının 12 yaş ve üzeri olduğu saptanmıştır.

Aydın ve arkadaşlarının yaptığı çalışmada, bağımlılık yapıcı madde kullanan ergenlerin yaş gruplarına göre kullandıkları maddeler incelendiğinde, ergenlerin %1.1’inin 11 yaş ve altında sigara, %40.2’sinin 12-15 yaşında sigara, %13.8’inin 12-15 yaşında sigara ve alkol, %1.1’inin 12-15 yaşında sigara ve uçucu madde, %3.4’ünün 12-15 yaşında sigara, alkol ve uçucu madde, %28.7’sinin 16-18 yaşında sigara, %1.1’inin 16-18 yaşında alkol, %5.7’sinin 16-18 yaşında sigara ve alkol, %4.6’sının 16-18 yaşında sigara, alkol ve uçucu madde kullandığı belirtilmiştir (9).

Yaptığımız çalışmada, ergenlerin kullandıkları bağımlılık yapıcı maddelerin ilk kullanım yaşları yapılmış olan diğer çalışmayla karşılaştırıldığında, çalışmamızda 6-11 yaş arasında bağımlılık yapıcı madde kullanımının diğer çalışmaya göre çok yüksek olduğu tespit edilmiştir. Aydın ve arkadaşlarının araştırmasında 11 yaş ve altında %1.1 gibi küçük bir oranın sadece sigara kullandığı, bu yaş grubunda başka bağımlılık yapıcı maddelerin kullanılmadığı gözlenmiştir. Bizim çalışmamızda ise, sigara kullandığını ifade edenlerin yarıdan fazlasının, tiner kullandığını ifade edenlerin yarıya yakın oranının, hap kullandığını ifade edenlerin tamamının bu maddeleri ilk kullanım yaşlarının 6-11 yaş grubu olduğu görülmektedir.

Ergenlerin kullandıkları bağımlılık yapıcı maddelerin tüketim sıklığı incelendiğinde, sigara kullandığını ifade edenlerin %92.4’ü, alkol kullandığını ifade edenlerin %40.9’u, tiner kullandığını ifade edenlerin %70.7’si, kokain kullandığını ifade edenlerin %34.6’sı, esrar kullandığını ifade edenlerin %61.8’i, bali kullandığını ifade edenlerin %76.2’si, hap kullandığını ifade edenlerin %37.5’i bu maddeleri her gün kullandığını ifade etmiştir.

Çalışmamız sonucu, ergenlerin kullandığı sigara, tiner, esrar ve bali gibi bağımlılık yapıcı maddelerin büyük oranlarda ergenler tarafından her gün kullanıldığı tespit edilmiştir. Bağımlılık yapıcı maddelerin ergenler tarafından her gün tüketilmesi hem ergen sağlığını olumsuz etkileyebilir hem de ergenler bu maddeleri satın almak amacıyla para bulmak için hırsızlık, gasp gibi yasadışı işlere yönelebilirler. Ayrıca tiner, esrar ve bali gibi bağımlılık yapıcı maddelerin kullanılması, fiziksel kontrolü değerlendirme yeteneğini azaltarak da ergenlerin suça yönelmesine neden olabilir.

Cezaevinde kalan ergenlerin bu kurumda bulundukları sürece sağlıklarını korumaya ve geliştirmeye yönelik eğitim alma durumları incelendiğinde, ergenlerin %77.6 gibi büyük bir oranının eğitim almadığı, sadece %22.4’ünün eğitim aldığı, eğitim alan ergenlerin %90.6’sının özel bir vakıftan, %9.4’ünün kurum öğretmenlerinden eğitim aldığı, eğitim konularının %78.8’inin ilk yardım, %11.8’inin ağız ve diş sağlığı, %9.4’ünün temizlik gibi konular olduğu saptanmıştır. Germeç çalışmasında, ergenlerin %58.0’ının ıslahevinde eğitim aldığını, %42.0’ının eğitim almadığını bildirmiştir (4). Yaptığımız çalışmada eğitim alan ergenlerin oranı, bildirilen diğer çalışmadaki orana göre düşük bulunmuştur. Çalışmamızda eğitim alan ergenlerin oranının düşük bulunmasının nedeni, ergenlerin bu kurumda aldıkları her türlü eğitimin değil sadece sağlık ile ilgili konularda aldıkları eğitimin değerlendirilmesidir.

Çalışmamız sonucunda, ergenlerin büyük çoğunluğunun sağlıkla ilgili bir konuda eğitim almamış olması, bizlere sağlık eğitiminin de içinde yer aldığı koruyucu sağlık hizmetlerinin cezaevlerinde iyi uygulanmadığını göstermektedir. Oysaki bireylerin sağlığını korumak, hastalık oluşmadan engellemek tedavi etmekten daha kolay, daha ucuz ve etkindir. Sağlık eğitimi veren kişilerin büyük çoğunluğunun kurum dışında özel bir vakıf olması, eğitim veren kişiler arasında sağlık personelinin bulunmaması cezaevinde yetersiz sayıda çalışan sağlık personelini düşündürmektedir. Ayrıca verilen eğitim konularının önemli konular olduğu fakat özellikle önemli bir yaşam dönemi olan ergenlik döneminde, ergenlere fiziksel büyüme, psikososyal ve psikoseksüel gelişme, kendi sağlığının önemini bilme, bulaşıcı hastalıklardan korunma, sigara, alkol gibi bağımlılık yapıcı maddelerin kullanılması gibi konularda da eğitimin verilmesi ergen sağlığı için gereklidir.


SONUÇLAR

Çalışma sonucunda ortaya çıkan bulgulara göre, cezaevindeki ergenlerin büyük bir çoğunluğunun bağımlılık yapıcı maddeler kullanmakta olduğu ve bu maddelere ilk başlama yaşlarının küçük yaşlar olduğu saptanmıştır. Bu nedenle cezaevinde bulunan ergenler için bağımlılık yapıcı maddelerden uzak durma konusunda ergenlere eğitim verilmesinin ergenlerin yeniden topluma kazandırılmalarında etkili olacağı düşünülmektedir.


KAYNAKLAR

1. Küçüker H. Suç Davranışında Bulunan Çocukların Sosyodemografik Özellikleri ve Olası Suça İtilme Nedenleri, Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Uzmanlık Tezi, Elazığ 2001.

2. Alagöz N. Kasten Adam Öldürme Suçuna Yönelmiş Ergenler İle Suça Yönelmemiş Ergenlerin Benlik Saygılarının Karşılaştırılması, İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü Sosyal Bilimler Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 1998.

3. Yavuzer H. Çocuk ve Suç. 9.Basım, Remzi Kitabevi. 1998

4. Germeç E. Suçlu Çocukların Yeniden Topluma Kazandırılması, (Ankara Çocuk Islahevi Örneği) Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, Sakarya 2002.

5. Keklikkıran M. Türkiye’de Çocuk Suçluluğu, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kamu Hukuku Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 1999.

6. Candar S, Ergen H. http://www.sabah.com.tr. Erişim Tarihi:28.07.2004.

7. Özen Ş, Oto R, Tıraşcı Y, Ayna EY. Çocuklarda Suç Davranışları, Farik-Mümeyyizlik ve Sosyodemografik Özellikler. 3P (Psikiyatri, Psikoloji, Psikofarmokoloji) Dergisi 2002;10(2):156-163.

8. Yakışıklı N. 11-15 Yaş Grubundaki Suç İşlemiş Çocukların Sosyo-Kültürel Özelliklerinin Araştırılması. İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü Sosyal Bilimler Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, 1997.

9. Aydın B, Turla A, Kocakaya M, Karaarslan B. Samsun’da Suç İşlediği İddiası İle Emniyet Müdürlüğü’ne Gelen/Getirilen Çocuklar. Adli Psikiyatri Dergisi 2004;1(3):48.

10. Günay Y. Çocuk Suçluluğu: Demografik Veriler. Çalışma Ortamı 1998; (37):4-5.